Hiç başın ağrır mı, yoruldun mu hiç
Birine küstün mü, darıldın mı hiç
Sevdin mi, öptün mü, sarıldın mı hiç
Hasret nedir, ne değildir, de hele
Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer
Acı söz yarası kaç yılda geçer
Beklemek acıdır ayrılık hançer
Gurbet nedir ne değildir de hele
Ormanın var, pınarın var, taşın var
Dört mevsimde bulut saçlı başın var
Bilmem ama bir uzunca yaşın var
Mühlet nedir, ne değildir de hele
Ariflerin sohbeti candan olur
Küfür gider Lutf-u imandan olur
Tarikatta taatin temiz kılan
Kendi ümmet, tarıkı dinden olur
Talep ile nefsini bilmeyene
Zira bilmezsen kusur senden olur
Bunca nimetler yenilip içilir
Bilir misin aslını kandan olur
Gelsin gevher alan madenini buldum
Maden benim ol gevher benden olur
Genci buldun ise key faş eyleme
Kavga düşer aleme dandan olur
Arifler sohbeti Muhyeddin Abdal
Bile nur bilmeze zindan olur
Erenlerin sohbeti
Ele giresi değil
İkrar ile gelenler
Mahrum kalası değil
İkrar gerek bir ere
Göz açıp Didar göre
Sarraf gerek gevhere
Nadan bilesi değil
Bir pınarın başına
Bir testiyi koysalar
Kırk yıl anda durursa
Kendi dolası değil
Ümmi Sinan yol ayan
Oluptur belli beyan
Dervişlik yolu heman
Tac u hırkası değil
Demiryolunda dört delikanlı
Okul çantaları fırlatılmış bir kenara
Ellerde bir kırmızı şarap şişesi
Ekmek arası-
Tavuk döner sonrası
Bir de akşam sigarası-
Yakmışlar.
Sohbet ediyorlar.
Hayallere ve geleceğe dair
Sevgililere ve aşka dair
Birazdan telefon çalacak
Birazdan yine sarmaş dolaş olacagiz
Hiç ayri degilmiş gibi
Hiç büyümeyecekmiş gibi
O oyun senin
Bu benim
Hep çocuk kalacagiz
Birazdan bay horoz günaha çagiracak
Birazdan ve biz yine uyanacagiz
“Yalnızlık zor iş” dedi biri.
“Hiç de çekilmez doğrusu” dedi öteki.
“Kendi nefesiyle başbaşa kalmak” dedi bir diğeri.
Bana kimse sormadı, sesimi çıkarmadım.
“Sevip de sevilmemek zor iş” dedi biri.
“Hiç de çekilmez doğrusu” dedi öteki.
“Boşa yanıp, kül savurmak” dedi bir diğeri.
Bana kimse sormadı, sesimi çıkarmadım.
“Tek başına savaşmak zor iş” dedi biri.
“Hiç de çekilmez doğrusu” dedi öteki.
“Düşmansız, düşman bulmak” dedi bir diğeri.
Bana kimse sormadı, sesimi çıkarmadım.
“Sevmeden sevmeye çalışmak zor iş” dedi biri.
“Hiç de çekilmez doğrusu” dedi öteki.
“Yalandan rol yapmak” dedi bir diğeri.
Bana kimse sormadı, sesimi çıkarmadım.
“Senin gibi olmak zor iş” dedi biri.
“Hiç de çekilmez doğrusu” dedi öteki.
“Bilip de konuşmamak” dedi bir diğeri.
“Susun biraz!” diyecektim, sesimi çıkarmadım.
Bugün de bir dostu toprağa verdim.
Bir sevgilim vardı, yıllardır kayıp.
Çare bulunmadı, bitmedi derdim,
Ayıp bu yaptığın, ey bahtım, ayıp.
Halimi yazarım, dostlarım kınar,
En mutlu anlarım çileye döner.
Yaram yara değil, kanayan pınar,
Ayıp bu yaptığın, ey bahtım, ayıp.
Hala gönlümdedir, yazdığın isim.
Gurbet kuşu yaptın, çıkmadı sesim.
Sen yırtıcı kuşsun, ben de kafesim,
Ayıp bu yaptığın, ey bahtım, ayıp.
Bir türlü bitmedi, sitemin, kastın,
Beni yere attın, üstüme bastın.
Darağacı kurdun, sevdamı astın,
Ayıp bu yaptığın, ey bahtım, ayıp.
Elinden geleni yaparak bana,
Hep böyle kâfir kal, gelme imana.
Sanma ki, eyvallah ederim sana,
Ayıp bu yaptığın, ey bahtım, ayıp.
Güle sevdalandığım anda
İstediğim gül içmekti
Gül dudaklarından
Saçlarına gül dökmek
Güle gülebilmekti
Güle sevdalandım
Gül kokunu kokladım
Ben sevdamı gülün yapraklarına
Adını gül dudaklarına sakladım
Bu şiir sanadır gülüm
Ben mi uğrunda feda bülbülünüm
Bilirim o günden beri yaslısın
Sevgilisiz zor geçer günlerin
Kuçaklarsın her gelen mümini
Arar durursun Muhammed’i
Vuslatın kısa sürdü doyamadan
Sen bilirsin nasıl ayrılınır yardan
Sana koşanların var dört bir yandan
Şükür eyle izler taşırsın Nalândan
Çıkarıp da giy desem beyazları!
O günden beri matemlidir kızları
Hasan Hüseyin ve yiğit babaları
Ehli beyt’e hayadan çıkarmam karaları
Halil ile Sevgili inşa eyledi
İsmail’in yerine koçu kurban eyledi
Bağrımdaki putlar yere serildi
Bekler dururum Muhammed’i
Artık gelmese de sevgili!
Her gün ağırlarım birkaç veli
Burada kabuldür, müminin dileği
Yanan gönüllere, sunarım zem zemi
Ben Kâbeyim Allah’ın evi
Birlikte yaşadık asrı saadeti
Bu fermandır. Rabbimin emri
Muhammed’den başka tanımam sevgili
Ankara - 2005
Gülünü yitirmiş yavru bülbülüm
Ya sen anlat, ya halimi sor benim
Sen gülden ayrısın, ben ise yardan
Anlatayım hallerimi gör benim
Öyle bir gönül ki, laftan bilmiyor
Hapsetti kalbimi aftan bilmiyor
Şu yaşlı gözlerim bir gün gülmüyor
Yüreğim de acılarım kor benim
Bir kem talihim var, bir kara bahtım
Ona ulaşmaktır dileğim ahtım
Darmadağın oldu şu gönül tahtım
Yaz ayın da gönül dağım kar benim
Kışın yanıyorum, yazın donuyor
Gönül kuşum daldan dala konuyor
Yaralarım göz göz olmuş kanıyor
Bu gidişle iflah olmam zor benim
Yaslandım geçmişime,
Anılarımla beraberim…
Hatalarım var, sevaplarıma karışık!
Sevaplarım da var ki hatıranla barışık…
Ellerimiz terlerdi ya hani?
Soğuk mu soğuk rüzgarlar
Saçlarımızı yalarken rıhtımın en başında…
İçimizin sıcaklığı deli rüzgarlara inat..
Sanki değmezdi bize rüzgarların esmeleri
Sanki; sakınırdı
Aşkınla titreyen yüreğime dokunmaya;
Yıkılmasın yüreğim, ayrılmasın ellerinden
Ellerim der gibi…
Dalından kopmuş,
Kuru yapraklar gibi salınıyordun ya hani yüreğimin üzerinden
Taa yüreğimin derinliklerine, bir kuğu zerafetinde
Gözlerimiz yabancı gibiydi, ellerimizin sıcaklığına inat…
Yüreklerimiz; çağlayanlar misali kabarık
Okyanusların dev dalgaları gibi heybetli
Fakat;
Bir martının ürkek bakışlarına kardeş
Geleceğe ümitle atıyordu ya hani?
Şimdi yine o yerdeyim..
Sensizliğin yorgunluğu sarmış ruhumu…
Hala daha kokunu hissettiğim yerlerde geziyor yaşlı gözlerim….
Anılarım, düğüm attı boğazıma
Lime lime yırtıyor, sensizlik dolu geleceğimi
Yanında iken bana değmeyen rüzgar,
Şimdi bana düşmanca vuruyor bak…
Gözlerimden akan kor gibi yaşlar
Göğsüme bir hançer gibi saplanıyor bak…
Her damlasında sen varsın hâlâ,
Bir tane düşerken sensizlikle yanan bağrımın üzerine
Yenisi boşalıyor gözpınarıma eskisinin yerine…
Babanız yine âşık çocuklar.
Yüzünün gülüşü ondan
Erken gelişi ondan
Ve bu sefer iş berbat !
Babanız yine âşık çocuklar
Aşksızlığı kaldırın mezara
Şiirin bini bir para gayri
Türkünün bini bir para
Cıvıl cıvıl kuş sesleri balkonda
Evde cıvıl cıvıl çocuk kahkahaları
Derim ki bu sevgide etmeli sebat!
Babanız yine âşık çocuklar.
Babanız yine âşık çocuklar.
Mahzun duruş çoğaldı
Kalpte vuruş çoğaldı
Son resmi de yırtıver, at!
Babanız yine âşık çocuklar.
Duyurmayın ananıza, utanırım
Döğüş-kavga çıkarır, onu iyi tanırım
Sizi asar, beni keser, surat asar, surat!
Azar köftesi gelir sofraya, surat çorbası konur
Bırakın yüzüm gülsün ne olur
Bırakın hızlı çarpsın yüreğim
Bırakın bir daha âşık olayım
Bırakın erken öleyim
Duyurmayın ananıza utanırım
Babanız, yine âşık çocuklar.
Sizin
Nadide satırlarınız
Mesrur olmama vesile oldu
Sizinle
Ruhlar âleminde
Tanıştığımızı bilerek Hemhal olmak
İstememi
Anlayışla karşılamanız
Benim için ne büyük bir kıvançtır
Estetik
Anlayışınız, seçiciliğiniz,
Rikkatliğiniz ve özellikle şefkatinizle
Zatımı
Sizin himmetinize
Meftun olmaya mecbur bırakmıştır
Sizi
Donanım olarak büyüğüm,
Miat bakımından küçüğüm görüyorum
Biliyorsunuz
Yaşlılar daha ziyade olarak
İlgi ve şefkate ihtiyaç zorunluluğu duyarlar
Yarım asırlık
Bir gazel yaprağı denkliğinde
Yaşanmış bir ömür, sizin tevazu ikliminizde neşet ediyor
Mesleğiniz,
Özeliniz ve gizemleriniz muhteremdir
Yoğun bir trafiğin, keşmekeşliğin, yaşandığı İstanbul da
Edebe ve akideye
Verdiğiniz önem, bariz bir şekilde öne çıkıyor
Sizi bilmem ama ben müziğin aheste olanını tercih ederim
Acemaşiran,
Mahur saz semaisi, hüzzam
Olan saz eserleri dinlemeyi özellikle tercih ederim
Arzı mekânın
Manzaralarını temaşa ederken
İçinde bulunduğum anı terk eder ötelerle nefeslenirim
Hayatım boyunca
Her ne hikmetse, bir yöneticilik
Vasfı giydirildi şahsıma onunla iktifa ederek gidiyorum
Telli sazlardan
Taburu, udu, kemanı, kanunu
Nefesli sazlardan, neyi ve bazen de klarneti dinlerim
Ahengi her zemin de ararım
Davranış bozukluğu beni katiyen açmaz
Okumayı, ibret almayı, hüznü yudumlamayı pay ederim
Şu anda sizinle
Hazan mevsiminin asudeliğinde
Yaprakların tevazuuyla ağaç dallarının gökyüzünü kapattığı
Bir güzergâhta
Gezerken ve fakir olan şahsımın
Hal dilindeki perişanlığını dinlerken çok asude buluyorum
Yaşadıklarımı
Beyan etmek adına, vehmi çağıran
Bilinmezleri deşifre etmek amacıyla her hali bilenen olmak dileğimdir
Hakikatin
Defterine kayıt ettiren
Benim sineme iltica eden, vefayı bilen mekânım ve dergâhımdır
Sizi yoruyor ve bıktırıyor
Zehabına kapılmayım öyle değil mi
Arzı mekânda bu denli samimi paylaşımı, her canla yapılmıyor
Zülcelâl ve tekaddes hazretleri,
Sizi gönlünüzün derinliğinde seyredenken
İdealinize kavuştursun özlemi çekilen itminanlık sizleri bulsun
Bu yaşlı fakire
Dua etmeyi lütfen esirgemeyiniz
Lütfediniz şefkat ve himmet ile Rabbi Zülcelâla niyaz eyleyiniz .